Türkiye'de Başkanlık Sistemi Tartışmaları

Türkiye'de yaşanan siyasal istikrarsızlık sık sık başkanlık tartışmalarının yapılmasına yol açıyor. Bu tartışmaların altında yatan nedenler arasında özellikle hükümet sürelerinin çok kısa oluşu ve zayıf icranın güçlendirilmesi isteği yatıyor.

Ülkemizde başkanlık sistemini isteyenlerin dayandıkları 4 temelden söz edebiliriz bunlar:
" Siyasi istikrar isteği: Kısa sürelerle görevde kalan hükümetler ülke sorunlarını çözemiyorlar. Özellikle koalisyon hükümetleri süre açısından istikrarın bozulmasına yol açıyor. Seçim korkusuyla hiç kimse plan ve projelerini uygulayamıyor.
" Hızlı gelişme için güçlü icra: Dünyanın gelişme hızına uyabilmemiz, toplumun artan gereksinimlerini karşılayabilmemiz için icranın güçlendirilmesi gerekir. Başkanlık sistemi özellikle icrayı güçlü kılar ve icraattan sorumlu olanı net bir biçimde ortaya koyar. Kriz dönemlerinde, acil durumlarda hızlı ve etkin bir müdahale, güçlü bir icra ile sağlanabilir.
" Tarihsel geçmişimiz başkanlık sistemine uygun: Cumhuriyetin ilk yıllarını, İnönü'nün "Milli Şef" dönemini ve Osmanlı'nın 600 yıllık tarihini başkanlık sistemi için yeterli bir geçmiş ve birikim olarak görenler, başkanlık sisteminin yaşayabileceği bir iklime sahip olduğunu ileri sürmektedirler. Türk halkının yeterli bir devlet kültürüne sahip olduğu, darbe yapan ordunun bile en geç iki yıl içinde kışlasına çekilerek demokrasiyi getirmeye çalıştığın, sırf bunun bile demokrasiye yatkınlığımız açısından önemli bir kanıt oluşturduğu da bu görüşü savunanlar tarafından belirtilmektedir.
" Başkanlık sistemi diktatörlük ve askeri darbeye neden olmaz. Bu görüşü savunanlar şöyle demektedir: Ülkemizde başkanlık rejimi olmadığı halde üç kez askeri darbe olmuştur. Darbelerin temelinde rejimin parlamenter sistemde tıkanması ve sosyo-ekonomik nedenler aranmalıdır. Diktatörlük eğilimi tüm hükümet sistemlerinde mümkündür, Türkiye'de oyların genel dağılımı % 35 sol % 65 sağ biçimindedir.Bu nedenle ülkemizde sol düşünce taraftarları başkanlık hükümetine karşı çıkarak diktatörlük getireceğini ileri sürmektedirler.
Ülkemizde başkanlık sistemine karşı çıkanların ileri sürdükleri görüşleri de 4 temelde toplamak mümkündür:
" Dikta rejimi kurulabilir: Demokrasi geleneğimiz başkanlık sistemini kaldıracak nitelikte değildir. Bu sistem demokratik gelişmesini henüz tamamlamamış ülkemizde yürütme ile yasamanın birbirine karışmasına ve böylece yürütmenin fiilen üstünlüğüne sebep olacaktır.
" Parti disiplininin olduğu ülkelerde başkanlık sistemi çalışmaz: Kıta Avrupası ve Türkiye gibi ülkelerden farklı olarak, ABD'nde Demokrat ve Cumhuriyetçi partiler, disiplinli bir yapıda değildirler. Hatta bir anlamda "no party system" ABD siyasi sisteminin belirleyici özelliğidir. Kıta Avrupası'ndaki tüm parti sistemlerinden farklı olarak, ABD partileri arasında ideolojik ayrılık yoktur, tek bir liberal partinin içindeki eğilimler olarak nitelendirilebilir. Bu ülkede partili parlamenter parti grup kararları ile bağlı olmadıkları için, Başkanlar ve kongre çoğunluğu farklı partilerden olsalar da yasama-yürütme arasında işbirliği sağlanabiliyor. Bu da iki güç arasında denge kurulmasını kolaylaştırmaktadır. Onun içindir ki, disiplinli partilere dayalı bir siyasi hayatta, ABD tipi Başkanlık rejiminin uygulanması daima askeri darbelere yol açmıştır.
" ABD dışında sürekli bir uygulaması yoktur: Başkanlık sisteminin ABD dışında sürekli bir uygulaması yoktur. Bu sistem, tamamen ABD gibi pek çok dengelerin birarada bulunduğu federal yapılı bir devlette, üstelik ekonomik açıdan hayli güçlü liberal bir ülkede uygulanma zemini bulabilmektedir. Diğer ülkelerdeki başkanlık sistemi örneklerinin hepsi kesintiye uğramaktadır ve demokratik niteliklerden kopuktur.
" Parlamenter sistem tıkanmamıştır: Sistemin reforma ihtiyacı vardır. Tıkanıklar parlamenter sistemden kaynaklanmamaktadır. Başkanlık sistemi arayışları Türkiye'nin parlamenter rejimle edindiği deneyimleri ve ödediği bedelleri yoksaymaktadır. Başkanlık sistemi yasamanın sorunlarını çözememktedir, sadece yürütmeyi güçlendirir, Türkiye'nin temel sorunu yasamanın görevlerini tam anlamıyla yerine getirememesidir.